Herkesin Eşit Olduğu Bir Dünya Yaratma Çabası | Facebook'ta Paylaş | Tweet |
|
"Akıllı adam, aklını kullanır. Daha akıllı adam, başkalarının aklını da kullanır" Bernard Shaw Elektronikçi veya bilgisayarcı olanlar benim birazdan anlatacağımı daha iyi anlayacaktır. Bir bilgisayar bilgisinin sosyolojik bir olguyu anlamakta işe yarayacağı hiç aklıma gelmezdi. Bir Sunucu -> Sonsuz Sunucu Eskiden ilk bilgisayar çıktığında bir tane güçlü bilgisayarın bütün işleri yapacağını, emirler verip uygulanacağını düşünüyorlardı ve sistemi öyle kurdular. Bu şeyin özü iletişim hızının az olmasından kaynaklanıyordu. O yüzden işi belli bir bölgede bitirip sonuç ( genelde ufak bir bilgi yığını olurdu) gönderilirdi. Transistör sayıları arttı ( Moore yasasına göre ) ve giderek daha hızlı sistemler elde etmeye başladık. Burada prensip belliydi kullanıcılar iş isteyecek ana bilgisayar düşünecek işi yapacak ve sonucu kullanıcıya teslim edecekti. Bu durum uzun yıllar böyle gitti. O bildiğimiz Mainframeler , Süper Bilgisayarlar vs.. bu düşüncenin ürünüydü. Daha sonra ağ yapılarınında iyice devreye girmesiyle hiyerarşi kavramı ortaya cıktı. Artık sistemlere iş yükü belli kademelere bölünüyor, alt sunucularda toplanıyor, alt sunucular üst sunuculara bilgi aktarıyor ve en sonunda tek sunucu kalıncaya kadar bu işlem devam ediyordu. Zaman geçtikçe iletişim hızının artması ile bu ana bilgisayarda belli limitlerin üzerine çıkmak için dağıtık yapıların daha uygun olduğunu fark ettiler ve bu teknolojinin sonunda, dağıtık sistemler çıktı. Bunlardaki ana prensip var olan işin eşit parçalara bölünmesi ve dağıtılmasıydı. Bu sistemlerde sunucu yoktu. Herkes eşitti. Bilgi bir bulut gibi dağılıyor ve işleniyordu ( facebook, Peer to peer, indirme araçları, 2, 4, 8 vs.. çekirdekli bilgisayarlar ). Şu anda kabul edilen standart ve insan oğlunun geldiği en son noktanın bu olduğunu düşünüyorum. Peki bu bilgi bizim ne işimize yarayacak ? Temel bir "üstün" insan, yönetici sınıfı oluşması ( sunucu ) aslında bu zihniyetin ürünüydü. Bir bilen, bir akıllı vardı diğerleri onu takip ederdi. Grup o tek kişinin aklı kadar gelişebilir ilerleyebilirdi. Bu zihniyet lider kavramını ortaya koydu ( Hitler, Lenin, Stalin ). Bu sistemin bir üst versiyonunu da (Hireyarşi yapısı) düşünürsek zümreler, sınıflar ortaya çıkmış olmasıdır( bürokrasi, işçi sınıfı vs... ). Fakat iletişim hızının artması ( İnternet,cep tel. TV vs... ) ile artık sistemler dağıtık olarak işleyebilme noktasına geldi. Dananın kuyruğunun koptuğu nokta :) Bana göre bu düşünce sisteminin günümüzün sosyolojik yapısına uydurulmasına çok yaklaştık. Artık bilgi gücü tek elde toplanmaktan uzağa gidiyor. Yöneten sınıfın yakın gelecekte buna ayak uydurması gerekecek. Eskiden çok yüksek sermaye israfı gerektiren işler evinizden, tek kişi ile yapılır hale geldi. Yani artık herkes hem yönetici konumuna yaklaştı, hem işçi. Bunların toplumlara yerleşmesi belki de bu yüzyılın ortalarına kadar sürebilir. Fakat geçmişteki birçok alışkanlığımızın değişeceğine kesin gözle bakabiliriz. Artık En'lerin olduğu bir dünyadan BİZ'lerin olduğu dünyaya geçiyoruz. Kişisel olarak özgür ve eşit bir dünya için teorilerin ve test uygulamalarının hazır olduğunu ve bence yaşanan dünyadaki ekonomik ve siyasal sancıların sonucunun buralara kadar geleceğini düşünüyorum. Artık dünyada en iyi ben bilirim, en hızlı ben koşarım, en güzel benim kavramları değerlerini yitirecek ve ortak olan değerler bunların yerini alacak.
Teorinin Orijinal Yanı Bu teoriler belli bir suredir tartışılıyor fakat son dönemdeki bazı örnek yapılarla artık somut gerçekliklere ulaşmış boyutta. ( facebook, peer to peer vs... ) Benim ifade etmek istediğim şey bu somut yapıların çok az bir uğraşla bizim sosyal, politik ve yönetsel yapımıza adapte edilebileceğidir. Teorinin Medya Örneği Üzerinden Deneysel Uygulanışı Soru: Nasıl istediğim haberlere ulaşabilirim.
Teorinin İndirme Siteleri Üzerinde Deneysel Uygulanışı Teorinin Üretim boyutu acısından değerlendirmesi ( Tutarlılığı ) Sonsuz Sermaye -> Sıfır Sermaye Tabii ki her sektörün bu noktadaki adaptasyonu farklıdır. Hele ki Türkiye gibi üçüncü dünya ülkelerinde bu gelişmeleri görmek daha da geç olacaktır. Şimdi genel olarak şirketlerin nasıl insanlara dönüşeceğine bakalım: Satış Fason Yükü : Eskiden 100'lerce insan, satış için uğraşırken simdi web siteleriyle veya başka bilişim yöntemleri ile bu azaltmış durumdadır. Yeni yöntemlerle bu daha da azalacaktır. Üretim Fason Yükü : Diğer sektörlerdeki fason insan emeği gerektiren noktaları robotlar alırken, araba sektörü gibi birçok sektörde ( mesela hatırladığım boru reklamı var, hiç eleman çalıştırmadıkları için övünüyorlardı. ) hali hazırda kullanmakta ve daha da gelişmesi ön görülmektedir. Artık fason işleri yakın bir gelecekte robotların yapacağını düşünüyorum. Üretimin Zeka Yükü: (İKİNCİ EN ZOR) Özellikle sanat dallarının bu noktadaki gelişimi yavaş olacaktır. Ancak, yapay zeka yöntemleri ile bu boyuttun aşılması mümkündür. Yönetim Fason Yükü : ( finansal vs.. ) Eskiden finansal ve diğer yönetim biçimleri ciddi bir işken bilgisayarın gelmesi ile durum farklı bir boyut kazanmıştır. Birçok verinin bilgisayarda tutulması ve otomatik bütçe vs.. işlerin yapılması, her türlü istatistik, veri madenciliği ve diğer çıkarım analizlerinin çok kolay bir şekilde başarılması buradaki iş yükünü de azatmıştır. Yönetim Zeka Yükü : ( satış zeka yükü ) ( EN ZOR KONU ) Sanıyorum en geç burası çözülecek. Şu anda yapay sistemlerle bu konuda özel olarak uğraşılsa da emekleme donemindeyiz. Fakat uzman sistemlerin gelişmesi ve karar mekanizma yöntemlerinin artması ile bu problemin de aşılacağı kanısındayım. Üretimde İnsan Sonsuz İnsan -> Sıfır İnsan İnsan nerede gerekli :
Fakat üretim sektöründeki problemlerin bir çoğu insan odaklıdır, nedenleri;
Teknolojinin kullanılması dolayısıyla çalışan insan sayısının azaltılması bu problemi çözecektir. Yeni Sistemin Çıkmazları
Artık En'lerin olduğu bir dünyadan BİZ'lerin olduğu dünyada buluşmak üzere
|
||
